Sergi Hakkında

‘Düşler Ülkesi: Troya’ ait olduğu topraklarda sanatseverlerle buluşuyor

Temelleri 61 yıl önce Çanakkale’nin Çan ilçesinde atılan Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşu Kale Grubu; tüm dünyanın üzerinde en çok konuştuğu antik kent Troya’nın yeni nesil sanatçılar tarafından yorumlanmasına destek oluyor.  Etnik Popüler Sanatları Koruma ve Geliştirme Derneği (EPOS 7) ve yeni nesil sanatçı platformu BASE işbirliğinde, Kale Grubu’nun destekleriyle düzenlenen ‘Düşler Ülkesi: Troya’ sergisi, 27 Temmuz-27 Ağustos tarihlerinde Çanakkale’de Piri Reis Müzesi’nde, 26 Eylül- 26 Ekim tarihleri arasında ise İstanbul’da Arkeoloji Müzesi’ne bağlı Darphane-i Amire’de sanatseverlerle buluşacak.

29 genç sanatçının katılımıyla, Derya Yücel’in küratörlüğünde gerçekleşecek sergi, baskı, cam, enstalasyon, fotoğraf, grafik tasarım, resim, seramik, video gibi farklı mecralarda yapıtları buluşturacak.

Tüm Türkiye’nin Güzel Sanatlar alanında yeni mezun sanatçı adaylarını uluslararası bir seçici kurulun seçkisiyle aynı çatı altında toplayan BASE’in 2017 sanatçılarına yapılan açık çağrıyla şekillenen sergide, genç sanatçılar; Arek Qadrra, Beste Kopuz, Burak Çolak, Burhan Üçkardeş, Can Özal, Canalp Sipahi, Damla Yalçın, Dilan Eroğlu, Elif Havuz, Fatih Temiz, Hasan Avni Koçak, İbrahim Erdoğan, Kübra Boy, Kübra Gürleşen, Murat Kahya, Ömer Sedat Yenidoğan, Seçil Büyükkan, Seda Boy, Selen Tokgöz, Uğur Demirci ve Zafer Geyikçi yer alacak.

Çanakkale ayağında ise sergi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nde eğitimini sürdüren Erdi Özdemir, Ezgi Erkan, Halil İbrahim Kara, İlgim Camcı, Oğuzhan Karadal, Ozan Gürkan Peltek, Ömer Akif Yeldan ve Samet Aygün’ün yapıtlarıyla genişleyecek. 8 ilde 10 farklı üniversiteden 29 yeni nesil sanatçının yer aldığı serginin afiş tasarımı ise BASE 2017 sanatçılarından Musab Abdullah Güngör’e ait.

Serginin küratörü Derya Yücel, : ‘Yüzyıllardır, nice arkeolog, bilim insanı, sanatçı, şair ve yazara ‘düşler’ kurduran efsane kent Troya’yı özgün kılan, savaş, güç, medeniyet destanı ile mücadele, hayal gücü ve ilham kültürünün bir bileşimi olmasıdır. Bu ilhama kulak veren yeni nesil sanatçılar, kadim efsaneleri güncel ve disiplinlerarası anlatım pratikleriyle yeniden yorumlayarak nesilleri birbirine bağlayacaklar” dedi.

Tarihi değerlerimizin ve kültür varlıklarımızın gelecek nesillere taşınmasına yönelik projeleriyle dikkat çeken EPOS 7 Derneği’nin Başkanı Başkanı Zafer Kozanoğlu, “Dernek olarak en önemli amacımız milli değerlerimize sahip çıkarak ülkemizi uluslararası çalışmalarla da temsil edebilmek. Bu senenin ‘Troya Yılı’ ilan edilmesiyle birlikte, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da destekleriyle bu projeye adım attık. UNESCO’nun ülkemizdeki milli temsilcisi olarak, Düşler Ülkesi: Troya sergisini hayata geçirmekten büyük gurur duyuyoruz. Bu sene ve önümüzdeki sene de kültür ve sanat bilincinin geliştirilmesine yönelik projelerimize ara vermeden devam edeceğiz” dedi.

Çanakkale’de doğup büyüyen köklü bir sanayi kuruluşu olarak, 2018 Troya Yılı’nı sahiplendiklerini belirten Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, şunları söyledi: “Kale Grubu olarak başta seramik sanatı olmak üzere kültürel mirasımızı ve kadim değerlerimizi bugüne taşıyan projeleri desteklemeyi yalnızca sosyal sorumluluğumuz olarak değil, aynı zamanda bizi gelecek ile buluşturan projeler olarak görüyor ve sahip çıkıyoruz. Dünya kültürel mirasının önemli varlıkları arasında gösterilen Troya Antik Kenti’ni merkeze alan ‘Düşler Ülkesi: Troya’ projesine, doğduğumuz topraklarda ev sahipliği yapmanın gururunu ve heyecanını yaşıyoruz. İlham verici bu sanat etkinliğinin nesiller arası buluşmalara vesile olmasını da ayrıca çok değerli buluyorum.

Troya Antik kentinin UNESCO Dünya Kültür Miras listesine kabulünün 20. yılında Kültür ve Turizm Bakanlığınca ilan edilen 2018 Troya Yılı etkinlikleri kapsamında düzenlenen Düşler Ülkesi: Troya sergisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çanakkale Valiliği, Çanakkale Savaşları ve Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı, Çanakkale Belediyesi ile birlikte, bölgenin kültürel mirasına sahip çıkmayı amaçlayan Kale Grubu’nun katkılarıyla hayata geçecek.

0
Uğur Demirci (İstanbul, 1992)
Truva Atı / Trojan Horse
Heykel /
Kontrplak, Su Kontrası /
70 cm, 55 cm, 40 cm, 25 cm
Paris ve Helen’in efsanesine konu olan Truva Atı, Troya kentinin ele geçirilmesi için tarihin en zeki savaş hilesi olarak kullanılır. Odysseus, Troyalıların sadece bir hileyle ve zekice bir planla yenileceklerini öngörür ve kentin surlarına bırakılan at, on yıl süren savaşın son hamlesi olur. Böylece Truva Atı yüzyıllardır dilden dile aktarılarak günümüze ulaşan bir efsane haline gelir. “Truva Atı” isimli çalışmada en küçük ve ortada yer alan at, efsanenin başlangıcını, yarım olan atlar ise bu hikayenin dilden dile, kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar gelmesini temsil eder. Alman arkeolog Heinrich Schliemann'ın ortaya çıkardığı ve parça parça dağılan Troya hazinesine de işaret eden çalışma, efsane ve gerçekliğin içinde bir yolculuk önerir.
0
Burak Çolak (İstanbul, 1985)
Kontrast / Contrast
Dijital resim / 80x200 cm diasec baskı
Truva’nın hem tanrıların hem kralların savaşı olduğu söylenir. Kimi zaman tanrıların kudreti ve adaleti, insanların zaferleri ya da trajedilerine sebep olur. “Kontrast” adlı dijital resim, İlyada destanına dair iki katlı bir sahne yaratır. Sahnenin altında Troya kenti, üstünde ise Tanrıların dünyası Olympos yer alır. Tıpkı Troya miti, efsanesi ve anlatısın satır aralarında olduğu gibi bu sahneler de iki ayrı dünya gibi görünen bu dünyaları birbirine bağlar. İki karşıt kutup, bağdaşmaz iki dünya ya da karşıtlıkların mücadelesi bir bakıma birbirini tamamlayan, birinin varlığı bir diğerinin varlığını zorunlu kılan bir oluşun sahneleri olarak izlenebilir.
0
Seçil Büyükkan (Eskişehir, 1984)
Tohum / Seed
Tuval Üzerine Akrilik Mürekkep / 100x160 cm.
Kutsal metinlerde, mitolojide, halk hikayelerinde ve masallarda sıklıkla bahsi geçen “elma”, sonucu felaketlerle biten olayların başlamasına sebep olan bir sembol olarak çoğu anlatıda karşımıza çıkar. Elma, uyarıcı, merak uyandıran, çekici bir sembol olarak Troya savaşına neden olan olayların başlangıcı varsayılan 3 Güzeller efsanesinde de geçer. Elma metaforunu merkezine alan “Tohum” adlı çalışmada elma ağacı, dünyaya atılan kötücül bir tohumun yuvası olarak tasvir edilir. Ağaç ve çevresi altın bezemelerle parlayarak çekici bir görüntüyü sergilerken, bu alımlı görüntünün ardında kendi gerçeğini saklamaktadır. Tuval üzerine akrilik mürekkep kalemiyle üretilmiş bu resim, bilgelik, kötülük, merak, zaaf ve ödülün metaforu olarak Troya savaşını başlatan ölümcül bir tohumun meyvesini izleyiciye sunar.